Loading...

Etiket: risk

Risk Almadan Kazanabilir Miyiz?

Bir çok yazımda belirtiyorum emeksiz yemek olmaz diye. Burada da size bir hikayeden yola çıkarak neden risksiz herhangi bir başarı elde edilemeyeceğini anlatmak istiyorum. Umarım bu hikaye size boş durarak veya sadece tek bir efor(bir sefer para yatırmak, bir defa iş yapmak, vb.) ile sürekli bir gelir(başarı) elde edemeyeceğiniz konusunda yardımcı olur. Buyurun size kısa ve öz bir hikaye. İyi okumalar.

Çin’in Guangzhou kentinde bir banka soygunu.

Soygunculardan biri bankadakilere bağırır:
-“Kımıldamayın. Para devletindir, ama hayatınız sizindir.”

Herkes sessizce yatar…

Bunun adı “Zihin Değiştirme Kavramı”dır.
Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek…
Bu arada müşterilerden bir kadın bir masanın üzerine yatmıştır. Ama bacaklar ortada…

Soyguncu bağırır:
-“Edebini takın. Bu bir soygun, ırza geçme değil!”

Bunun adı “Profesyonelliktir. İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş!
Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atmışlar.

Daha genç olanı (MBA derecelidir) daha yaşlı olanına (ki bu ise 6 yıl ilkokuldan sonra terk):
-“Abi, hadi şu paraları sayalım,” der.

Daha yaşlı olanı der ki:
-“Çok aptalsın be. Bu kadar para oturup sayılır mı? Bu akşam zaten TV haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz.”

Buna “Deneyim” derler! Günümüzde deneyim kağıt diplomalardan çok daha önemlidir.
Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra Şube Müdürü, Şube Şefine hemen polisi aramasını söylemiş.

Şef demiş ki:
-“Durun hele Müdürüm. Alacaklarını aldılar. Biz de bir 10 milyon daha alıp daha önce iç ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz?”

Buna “Dalgayı yakalamak” derler. Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu!

Müdür der ki:
-“Yahu, her ay bir soygun olsa harika olurdu. Ne eğlenirdik!”
Buna “Sıkıntılardan kurtulmak” derler. Kişisel mutluluk işinden çok daha önemlidir.

Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıklamış!
Çaldıkları paranın çok daha az olduğu bilen soyguncular oturup saymışlar parayı… Tekrar tekrar saymışlar. Bakmışlar hepi topu 20 milyon! Çok kızmışlar bu işe:

-“Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka Müdürü bir el hareketiyle 80 milyon götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!”

Bu “Bilgi altından daha değerlidir” demektir…
Banka Müdürü çok mutludur. Özellikle bir süre önce borsada kaybettiklerini geri alabildiği için.

Buna “Fırsatları kullanmak” derler.

Kazanmak için risk almak gerekir.

Başarı, Cesaret Sever

Başarı, Cesaret Sever

“Evet, biliyorum, arkadaşlarınızın artık düşmanınızmış gibi davranmaya başladıklarına inanıyorsunuz. Bakkalınız, çöpçünüz, rahibiniz, baldızınız ve hatta köpeğiniz bile kilo aldığınızı, etrafınıza olan eski ilginizi kaybettiğinizi, aklınızı kaçırdığınızı düşünüyor. Üstüne üstlük etrafınızdakilerin zamanlarının büyük çoğunluğunu paramparça olduğunuzu, işinizi kötü yaptığınızı, kendi kendinize zarar verdiğinizi söylemekle geçirdiklerine inanıyorsunuz. Ama emin olun hiç kimse aslında sizi düşünmüyor. Onlar sadece kendilerini düşünüyor; tıpkı sizin gibi.”

Bu cümleler “Rules for Aging” kitabının yazarı Roger Rosenblatt’a ait. Bu satırlara, “sahne ışığı etkisini” okurken rastladım. Sahne ışığı etkisi, diğer insanların görünüşünüze ve davranışlarınıza gerçekte olduğundan daha fazla önem verdiklerine inanma eğilimidir. Aslında diğer insanlar kendileriyle bizimle ilgilendiklerinden daha fazla ilgilenirler ama biz hâlâ bir partide söylediklerimiz hakkında ya da bir toplantıda taktığımız kravatın doğru seçim olup olmadığı konusunda takıntılıyızdır.Siz de sahne ışığı etkisinden muzdaripseniz size iyi bir haberim var. Araştırmalar, düşündüğümüzden çok daha az insanın gaflarımızın farkına vardığını, farkına varan biri varsa bile onları düşündüğümüzden çok daha az ve çok daha yumuşak yargıladığını ortaya koyuyor.

Bunu bilmek sizi rahatlatabilir. Çoğumuz hayallerimizin peşinden gitmekten korkarız. Bunun en önemli nedeni becerilerimizin yetersiz olduğunu düşünmemiz değil, başarısız olursak diğerlerinin hakkımızda düşüneceklerinden endişe duymamızdır. Başkalarının bizimle ilgili düşüncelerini o kadar çok önemsiyoruz ki, endişemiz hareketlerimizi engelleyen bir korku haline geliyor.

Bir işi yapmak için aslında sandığımızdan çok daha fazla olanağa sahip olsak da bazen kendimizi geri çekeriz, sınırı geçmeden kenarda dururuz çünkü harekete geçmek için cesaretimiz yoktur. Girişimcilerin ruhunda bulunan ve onları harekete geçiren en önemli özellik işte budur: cesaret.

Cesaret, hedeflerimizin peşinden gitmemizi sağlayan yaratıcı bir güçtür. Cesaret, düşüncelerimizi eyleme dönüştürmemizi ve hayatımızı geliştirmemizi sağlar. Bir işi yapmak için aslında sandığımızdan çok daha fazla olanağa sahip olsak da bazen kendimizi geri çekeriz, sınırı geçmeden kenarda dururuz çünkü harekete geçmek için cesaretimiz yoktur.

Korkularımız hayallerimizin çok uzaklarda olduğunu zannetmemize yol açar ve korkularımızı biraz bastırdığımızda ya da onlardan tamamen kurtulduğumuzda cesaret ortaya çıkar. İşte bu cesaretle daha önce mümkün olabileceğini düşünmediğimiz şeyleri yapabiliriz. Siz de korku hisseder elbette ama bu korkuyu daha az caydırıcı bir hale getirmek için çeşitli teknikler uygularlar. Bu tekniklerden biri korkuyu kendinizin yaratmış olduğunu ve sahne ışığı etkisi gibi nedenlerle olması gerektiğinden 10 kat daha büyük hal aldığını hatırlamaktır.