Loading...

Etiket: girişimci

Girişimciysen bu Kitapları mutlaka okumalısın!

Kişisel gelişimine katkıda bulunmak ve girişimcilik vasfına büyük artılar katmak istiyorsan bu kitapları mutlaka okumanı tavsiye ederim.

Unutma: ”Güç detaylarda gizlidir”. Yazarların gerçek hikayelerinden yararlanmak, tecrübelerden yararlanmak, olaylara daha önce ”yaşamış” kişilerin gözünden bakmak, bu detaylara sahip olup ”büyük resme odaklanmak” paha biçilemez bir fırsattır.

Girişimcilik Kitapları

Neden Satın Alırız? Paco Underhill

Underhill bu kitabında müşteriyi içeri neyin çekebileceğinin yollarını ve aynı zamanda da satın almadan gitmelerine de neyin sebep olabileceğini derinlemesine anlatıyor. Oldukça faydalı bir kitap.

Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı Dale Carnegie

Dale Carnegie bu kitabında geçerliliği zamanla kanıtlanmış, yıllarca iş hayatında ve gündelik hayatta insanları başarıya ulaşmalarını sağlamış çok önemli bilgiler bulunmaktadır. Kitapta en göze çarpan sözlerden biri de “Zirvede herkese yer var. Yeter ki siz ulaşmayı bilin!”.

Zengin Baba Yoksul Baba Robert T. Kiyosaki & Sharon L. Lechter

Robert’ın giriş kısmında “İnsanların maddi sıkıntılar içinde boğuşurken neden okulda geçirdikleri onca yıl boyunca para konusunda hiçbir şey öğrenmezler. Sonuçta para için çalışmayı öğrenirler ama parayı kendileri için çalıştırmasını hiç bilmezler.” cümlesini kurduğu mükemmel kitaptır. Bakış açınızı değiştirebilecek çok yararlı bir kitap olduğundan şüpheniz olmasın.

Davet Formülü Yavuz Bağcı

Yavuz Bağcı bu kitapta size, özellikle soğuk çevrede insanlarla doğru bir şekilde iletişim kurabilmenin tekniklerini, özenle seçilmiş terbiye edilmiş kelime ve cümleler ile öğretecektir.

Korkma! Sen de Yaparsın Gökhan Okumuş

Dostum Adnan Akyüz ile birlikte yazdığımız bu Kitapta ‘Korkmak’ neden çok önemli olduğunu ve dibe vurmanın gücünü anlatmaya çalıştık. Yükseliş, Düşüş ve Güçlü Nedenlerin geri dönüşü.

Profesyonel Ol Eric Worre

Ağ Pazarlamacılığında 25 yıldan fazla tecrübeye sahip Amerikalı işadamı Eric Worre, bu alanda başarılı olmanın sırlarını Profesyonel Ol ile paylaşıyor. Ağ Pazarlamacılığı sektöründe başarılı olmak için yapı taşı haline gelen ve dünya çapında 300.000’den fazla satan Profesyonel Ol, “Ağ Pazarlama Profesyoneli”ne dönüşme yolunda sahip olunması gereken temel prensipleri ve becerileri keyifli bir dil ve anlatım ile sunuyor.

Neden Satın Alırız? Jeff Keller

Başarınızı destekleyecek şekillerde düşündüğünüzde, konuştuğunuzda ve harekete geçtiğinizde tam gücünüzle çalışıyorsunuz ve hayatınızda fevkalade sonuçlar elde etmek üzere yolunuzdasınız demektir.
En çılgın hayallerinizdekinin de ötesinde bir başarı ve mutluluk getirecek bir yolculuğa koyulmak üzeresiniz, öyleyse hadi başlayalım…

İkna Kabiliyeti Yüksek İnsanların Alışkanlıkları

Doğuştan inanılmaz bir ikna yeteneğine sahip olmanıza gerek yok.  İşte ikna kabiliyeti yüksek insanlar‘ın bu fazlasıyla önemli yeteneği geliştirmenizin yolları.

Nerede başarılı bir insan varsa, bu kişi diğer insanları ikna etme konusunda inanılmaz derecede başarılı bir kişidir.

Ah, biliyorum: “İkna” aynı zamanda kendi çıkarları için kullanmak, baskı yapmak, tatlı sözlerle kandırmak anlamına da gelir… yani tipik bir ikinci el araba pazarlamacısı özellikleri.

Ancak ikna kavramını, fikir birliğine varmak için bir düşüncenin faydalarını ve mantığını etkili bir şekilde tanımlamak olarak düşünürseniz, o zaman herkesin ikna yeteneğine sahip olması gerektiğini anlarsınız – insanları bir teklifin mantıklı olduğuna inandırmak, hissedarlara bir projenin ya da işin iyi bir geri dönüşünün olacağını göstermek, çalışanların yeni bir sürecin faydalarını anlamalarına yardımcı olmak vs. için.

İşte bu nedenle ikna etme yeteneği herhangi bir iş ya da kariyer dalında kritik bir öneme sahiptir – ve başarılı insanların diğerlerini ikna etmek konusunda olağanüstü derecede başarılı olmalarının nedeni de budur.

İşte size olağanüstü derecede ikna kabiliyeti yüksek insanlar’ın alışkanlıklarından bazıları:

1. Cesur bir duruşları vardır.

Verilerin ve mantığın her zaman kazanacağını düşünürsünüz, değil mi?

Hayır. Araştırmalar insanların kendine güveni, deneyime tercih ettiklerini gösteriyor. Doğal olarak, kendine güvenin beceri ile eşdeğer olduğunu varsayarız. Kendine güvenen bir konuşmacı, en şüpheci insanları bile kısmen de olsa ikna eder.

Aslında, güvenli bir kaynaktan gelen tavsiyeyi, geçmiş performanslarının kötü olmasını bile umursamayacak ölçüde tercih ederiz.

Bu nedenle de cesur olun. “Düşünüyorum,” ya da “İnanıyorum,” demeyi bırakın. Konuşmanıza niteleyiciler eklemeyi bırakın. Bir şeyin işe yarayacağını düşünüyorsanız, işe yarayacağını söyleyin.

Fikirlerinizin arkasında durun – bunlar sadece fikir aşamasında olsalar bile bunu yapın – ve coşkunuzu gösterin. İnsanlar doğal olarak daha fazla ikna olacaklardır.

2. ikna kabiliyeti yüksek insanlar konuşma hızlarını ayarlarlar.

“Hızlı konuşan satışçı” tiplemesinin ardında bir mantık vardır: Belirli durumlarda, hızlı konuşmak işe yarar.

Başka zamanlarda ise, o kadar yaramaz.

İşte bir çalışmanın gösterdikleri:
Hedef kitlenizin size katılmama ihtimali daha yüksekse, daha hızlı konuşun.
Hedef kitlenizin size katılma ihtimali daha yüksekse, daha yavaş konuşun.
Neden?

Hedef kitleniz size katılmama eğilimi gösteriyorsa, daha hızlı konuşarak onlara karşı görüş oluşturma zamanı bırakmazsınız ve dolayısıyla da onları ikna etme şansınız artar.
Hedef kitleniz size katılma eğilimi gösteriyorsa, daha yavaş konuşarak onlara savlarınızı değerlendirmek ve kendi düşüncelerini de hesaba katmak için zaman tanır. Sizin sunduğunuz mantık ve onların baştaki eğilimlerinin birleşimi, onların kendilerini, en azından kısmen, ikna etme şansını artırır.
Kısaca: kilise korosuna vaaz veriyorsanız, yavaş konuşun; diğer durumlarda hızlı konuşun. Ve konuştuğunuz kitle nötr ya da duyarsızsa, hızlı konuşun böylece dikkatlerinin dağılma ihtimali azalır.

3. ikna kabiliyeti yüksek insanlar küçük “kazançlarla” başlarlar.

Araştırmalar – evet, daha fazla araştırma – kısa vadeli olsa bile, fikir birliğine varmanın kalıcı bir etkisi olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, doğrudan savınızın sonuna atlamak yerine, hedef kitlenizin katılacağı ifadeler ya da önermelerle başlayın. Daha fazla katılmaları için bir dayanak oluşturun.

Unutmayın, hareket halinde olan bir cisim, hareket halinde kalma eğilimi gösterir ve bu insanların onaylamak için başlarını sallamaları için de geçerlidir.

4. Ara sıra küfrederler.

Elbette ki hiç bir neden olmadan küfretmek, sadece küfretmektir.

Ancak diyelim ki ekibinizi bir arada tutmanız gerekiyor … hem de tam kahrolası şu anda. Cümlelerinizin arasında ara sıra – ve içten – küfür kelimeleri eklemek, gerçek anlamda bir aciliyet hissiyatı katar çünkü sizin önemsediğinizi gösterir.
(Ve elbette ki bir liderin ara sıra hayal kırıklığı ya da öfke göstermesinin bir zararı olmaz.)

Kısaca, kendiniz olun. Özgünlük her zaman daha ikna edicidir. Ve güçlü bir şekilde ağzınızdan hafif bir küfür kelimesinin çıkmasını istiyorsanız, bunu yapın. Araştırmalar, biraz daha ikna edici olma ihtimalinizin daha fazla olacağını gösteriyor.

5. ikna kabiliyeti yüksek insanlar dinleyicilerinin bilgiyi nasıl değerlendirmek istediğini bilirler.

Eski bir müdürüm lanet olası derecede canımı sıkıyordu. (Gördünüz mü? Küfretmek işe yarıyor.) Genç ve istekliydim ve harika bir fikirle koşarak odasına girer, elde ettiğim tüm kesin verileri önüne serer ve nefesimi tutup benimle aynı fikirde olmasını beklerdim… ve o fikrime katılmazdı.

Her.. lanet olası.. seferinde.

Bir kaç tane başarısız girişimin ardından sorunun onda olmadığını fark ettim. Sorun benim yaklaşımımdı.

Düşünmek için zamana ihtiyacı vardı. Değerlendirmek için zamana ihtiyacı vardı. Ondan hemen cevap bekleyerek, savunmaya geçmesine neden oluyordum. İyice düşünecek zamanı olmadığı için, daha güvenilir olan seçeneği seçiyordu: statükoya bağlı kalıyordu.

Bu nedenle de başka bir yaklaşım denedim. “Patron,” dedim, “mantıklı olduğunu düşündüğüm bir fikrim var ancak bazı şeylerin eksik olduğundan eminim. Sana söylesem, bir iki gün bunu değerlendirip bana fikrini söyler misin?”

Bu yaklaşımıma bayıldı. İlk olarak, onun bilgi ve deneyimine değer verdiğimi gösteriyordu. İkincisi, ondan sadece bana katılmasını beklemediğimi, gerçekten onun bu konudaki fikrini öğrenmek istediğimi gösteriyordu. Ve en önemlisi de, fikrimi kendisini en rahat hissedeceği şekilde değerlendirmesi için zaman veriyordu.

Her zaman hedef kitlenizi tanıyın. Eğer bir kişinin tarzı buna uygun değilse, hemen size katılmaları için onları zorlamayın. Ancak hedef kitleniz hızlı karar verip devam etmekten hoşlanıyorsa, onlardan konu üzerinde uzun uzadıya düşünmelerini istemeyin.

6. Olumlu ve olumsuz yönleri paylaşırlar.

Illinois Üniversitesi profesörü olan Daniel O’Keefe’ye göre, sadece kendi savınıza bağlı kalmak yerine bir ya da iki karşı görüşü de karşınızdaki ile paylaşmak daha ikna edicidir.

Neden? Çok az sayıda fikir ve öneri mükemmeldir. Hedef kitleniz bunu bilir; başka bakış açıları ve potansiyel sonuçlar olduğunu bilirlerfarkındalardır. Bu nedenle de bunları doğrudan onlarla paylaşın. Zaten zihinlerinde değerlendirdikleri şeylerden bahsedin. Potansiyel olumsuzluklardan bahsedin ve bu sorunları nasıl hafifleteceğinizi ya da bunlarla nasıl başa çıkacağınızı gösterin.
Bazı şüpheleri olduğunu anladığınızı bildiklerinde, hedef kitlenizdeki insanların ikna olma ihtimali daha yüksek olacaktır. Bu nedenle de savınızın diğer yönünden de bahsedin – ve sonra da yine de haklı olduğunuzu göstermek için elinizden gelenin en iyisini yapın.

7. Olumlu sonuçlara varırlar.

Aşağıdaki ifadelerden hangisi daha ikna edicidir?

“Hata yapmayı bırak,” ya da
“Daha hatasız olmalısın.”
Ya da bu ikisinden?

“Bu kadar uyuşuk hissetmeyi bırak,” ya da
“Çok daha enerjik hissetmelisin.”
Korkutma taktiği kullanmak cezbedici olmasına rağmen, olumlu sonuç ifadeleri daha ikna edici olur. (Araştırmacılar, insanların çoğunun, gözleri korkutulduğunda ya da davranışlarını değiştirmeleri için suçluluk duymaları sağlandığında, olumsuz karşılık verdikleri varsayımında bulunuyorlar.)

Bu nedenle değişim yaratmak istiyorsanız, bu değişimin olumlu yönlerine odaklanın. Dinleyicilerinize neden kaçınmaları gerektiğini söylemek yerine, onları alıp daha iyi bir yere götürün.

8. ikna kabiliyeti yüksek insanlar doğru mecrayı seçerler.

Diyelim ki çok iyi tanımadığınız hatta belki de hiç tanımadığınız bir erkeği ikna etmeye çalışan bir erkeksiniz. Ne yapmanız gerekir?

Eğer seçim şansınız olursa, yüz yüze konuşmayın. Önce ona bir e-posta gönderin.

Genellikle erkekler yüz yüzeyken rekabet içinde hissetme ve bir konuşma olması gereken şeyi, kazanmamız gerektiğini düşündüğümüz bir yarış haline getirme eğilimi gösterirler. (Dürüst olun; ara sıra bunu yaptığınızı siz de yapıyorsunuz.)

Aynı şey, bir kadını ikna etmeyi uman bir kadın için de geçerlidir. Araştırmacılara göre, kadınlar “ilişkiler konusunda daha yoğun düşünürler,” bu nedenle de yüz yüze iletişim daha olumsuz olur.

Ancak iyi tanıdığınız bir erkeği ikna etmeye çalışan bir erkekseniz, kesinlikle onunla yüz yüze iletişim kurun. İlişkiniz ne kadar yakın olursa, yüz yüze iletişim o kadar etkili olacaktır.

9. Her şeyden önce… ikna kabiliyeti yüksek insanlar haklı olduklarından emin olurlar.

Olağanüstü derecede ikna edici insanlar, mesajlarını nasıl tasarlamaları ve iletmeleri gerektiğini bilirler ancak en önemlisi, önemli olan şeyin mesaj olduğu gerçeğini kabullenirler.

Açık olun, kısa ve öz konuşun, konunun özünden bahsedin ve verileriniz, mantığınız ve sonuçlarınız kınanmaya yer bırakmadığı için başarılı olacaksınız.

Ve her zaman ikna yeteneğinizi kötülük değil, iyilik için kullanın. Bu yeteneğiniz reddedilemez bir şekilde mantıklı olan pastanın üzerindeki krema olmalıdır.

En önemlisi ikna kabiliyeti yüksek insanlar sağlıklarına düşkünlerdir.

Sağlık şüphesizki hayatımızda en önemli temennimizdir fakat günümüzde Paran vasa ancak Sağlıklı olabiliyorsun. Yediğimiz içtiğimiz hiç birşey artık ihtiyacımız olan vitaminleri vs. sağlayamıyor, bu sebepten dolayı sağlıklı beslenmek zorundayız. Se de ikna kabiliyeti yüksek biri haline gelmek istiyorsan sağlıklı olmalısın. Sağlığın ikna kabiliyeti ile ne alakası var dediğini duyar gibiyim. Lütfen bu sayfaya göz at ne demek istediğimi anlayacaksın. İNCELEMEK İÇİN TIKLA

ikna kabiliyeti yüksek insanlar

Beynini daha iyi odaklamak için 3 püf nokta

Beynini daha iyi odaklamanın 3 püf nokası

Girişimci olarak gündeminizde sürekli birçok konu yer alır. Çalışanlarınızdan, müşterilerinizden sürekli gelen istekler, e-postalar ya da telefonlar yüzünden odaklanmanız zor olabilir. Etrafınızdaki sesi kısarak ve beyninizin limitlerini öğrenerek odaklanmanızı geliştirebilir, üretkenliğinizi arttırabilirsiniz.

Beyinlerimiz dikkat dağıtıcı etmenlere oldukça iyi uyum sağlamaktadır bu yüzden günümüzün dijital dünyası özellikle odaklanmayı güç hale getirmektedir. NeuroLeadership Institute’un kurucusu ve Your Brain at Work kitabının yazarı David Rock dikkatin dağılmasının ortamdaki bir şeylerin değişmesine işaret ettiğini ve beynimizde “Dikkatini bu değişime yönlendir, tehlikeli olabilir” alarmını tetiklediğini belirtmektedir. Beynin tepkileri otomatiktir ve sanal olarak durdurulamaz.

Rock’a göre çok işi bir arada yapmak önemli bir yetenektir fakat aynı zamanda bir dezavantajı bulunmaktadır: “Aynı anda birden fazla iş yapmak zekâmızın azalmasına ve tam olarak IQ’muzun düşmesine sebep olur. Hatalar yapar, ipuçlarını kaçırır, kelimeleri yanlış heceleriz. Daha da kötüsü dikkat dağınıklığı kendimizi iyi hissettirir. Aynı anda birden fazla iş yaptığımızda beynimizin ödül mekanizması aktifleşir ve duygusal olarak kendimizi daha iyi hissederiz.”

Asıl hedef belli bir işe sürekli odaklanmak değildir, her gün belirli aralıklarla dikkat dağıtıcı etmenlerden kaçınmaktır. Rock günden 20 dakika derin odaklanmanın hayatımızda dönüştürücü bir etkisi olacağını ifade etmektedir.

Daha fazla odaklanabilmek ve üretken olabilmek için aşağıdaki 3 püf noktayı kullanabilirsiniz.

1. Güne yaratıcı işleri yapmakla başlayın

Tipik olarak düşünce ve odaklanma gerektirmeyen işleri ilk önce gerçekleştirir, zorlu görevleri ilerleyen vakitlere erteleriz. Bu durum enerjinizi emer ve odaklanma gücünüzü azaltır. İşinize 1 saat ayırma vaktiniz geldiğinde başlangıçta sahip olduğunuz kapasitenin çok daha azıyla çalışırsınız. Aldığımız her karar beynin yorulmasına sebep olur.

Etkin bir odaklanma için sıralamayı tersine çevirmek gerekir. Sabah ilk olarak yaratıcılık ve konsantrasyon gerektiren işlere odaklanın, e-postalarınızı temizlemek ya da toplantı ayarlamak gibi kolay işlerinizi günün ilerleyen vakitlerine erteleyin.

2. Zamanınızı dikkatli bir şekilde bölüştürün

Binlerce kişiyle yapılan çalışmaya göre bir insan bir haftalık periyotta ortalama olarak yalnızca 6 saatini gerçekten odaklanarak geçirmektedir. Eğer bir işi hakkıyla yapmak istiyorsanız o işi bu zaman dilimlerinde gerçekleştirmelisiniz. Çoğu insan bir işe en iyi günün ilk saatlerinde ya da gecenin geç saatlerinde dikkatini verebilmektedir. Rock’un çalışmasına göre insanların %90’ı en iyi düşünme dilimini ofis dışındayken yakalamaktadır. En iyi ne zaman ve nerede odaklandığınızı keşfedin ve tamamlamanız gereken işleri dikkatli bir şekilde bu zaman dilimlerine bölüştürün.

3. Beyninizi herhangi bir kasınız gibi geliştirin

Birden fazla işi aynı anda yapmak beyninizin kolayca uyum sağlayabileceği bir normdur. Dikkat dağıtıcı etmenler karşısında odaklanma yeteneğinizi kaybetmek bir alışkanlık haline gelebilir. Beyinlerimizi odaklanmama üzerine eğittik. Bu yüzden tüm dikkat dağıtıcı etmenleri kapatarak dikkatinizi yalnızca tek bir işe vermenin uygulamasını yapın. Küçük adımlarla işe başlayın. Günde 5 dakika konsantrasyon ile başlayabilirsiniz. Eğer zihninizi konudan konuya atlarken bulursanız yalnızca önünüzdeki işe geri dönün. Odaklanmayı fit olmak için çalıştırmanız gereken bir kas gibi düşünün.