Loading...

Kategori: Genel Konular

Sağlıklı Bir Beynin Yapı Taşları

[ultimate_heading main_heading=”Sağlıklı Bir Beynin Yapı Taşları” heading_tag=”h1″ alignment=”left” main_heading_style=”font-weight:bold;”][/ultimate_heading]

Bu Haziran, herkesin yeni şeyler yapma, akıl yürütme ve hatırlama yeteneğini nasıl arttırabileceğimiz konusunda daha fazla şey öğrenerek ve paylaşarak Kyäni Beyin Farkındalık Ayını kutlamak için bize katılın!

Yaşam tarzının, zihinsel gerileme üzerinde derin bir etkisi vardır. En son bilimsel araştırmalar, belirli yaşam tarzlarının ve eylemlerin yaşımızdan bağımsız olarak beyinlerimizin sağlığını ve işleyiş düzeyini artırabileceğini göstermektedir.

Bu iyi bir haber, çünkü beyin sağlığımızı büyük ölçüde kendi kontrolümüz altına alabiliyor olduğumuzu göstermektedir. Ancak, bunun için sihirli bir formül yoktur ve hangi eylemlerin hangi bireyler için en iyi olduğunu tanımlamak henüz mümkün değildir.

Konuya farklı açılardan yaklaşmamız gereklidir ve güncel öneriler zihin-sağlıklı yaşam tarzının en azından dengeli beslenmeyi, iyi uyku ile stres yönetimini, fiziksel ve beyin egzersizini, sosyal ve duygusal uyarımı içermesi gerektiğini ileri sürmektedir.

[ultimate_heading main_heading=”Sağlıklı Bir Beynin Yapı Taşları” alignment=”left” main_heading_style=”font-weight:bold;”][/ultimate_heading]

Yapı Taşı 1 – Akıllı Yiyin, Daha İyi Düşünün

Yaşlandıkça, beynimiz oksidasyon denilen bir sürece maruz kalır. Bisikletin gidonunda bulunan pas ya da kısmen yenilmiş bir elmanın, oksidasyonun beyninize verebileceği hasarın bir türü hakkında fikir verir.

Antioksidanların (fasulye, çilek, elma, fındık vb.) Ve omega 3 yağ asitlerinin (yağlı balık, keten tohumu, ceviz, lahanası, lahana vb.) alımının arttırılması, beyninizdeki oksidasyonun zararlı etkilerini ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir.

Yapı Taşı 2 – Stres Seviyenizi Düşürün, İyi Dinlenin

Hormonal kortizol düzeylerinin yükselmesi, beynin enerji kaynağına müdahale edebilir ve serbest radikallerin artmasına yardımcı olarak oksidasyon sürecini hızlandırabilir. Kortizolü kontrol altında tutmak için yaşamınızdaki stresi azaltmanız gerekir.

Ama bunu nasıl başarabiliriz? Cevap kolay: Olumlu ve mutlu ol! Beyin sağlığındaki yaşla ilgili düşüşü azaltmak için stres azaltma teknikleri uygulayan meditasyonlara yönelmeye çalışın. Sonra, her gece iyi bir uyku düzeni oluşturun: Uyku size enerji verir, ruh halinizi geliştirir ve bağışıklık sisteminizi güçlendirir.

Yapı Taşı 3 – Zinde Kalın, Zeki Olun

Kan akışını ve hafızayı geliştirmek için düzenli egzersiz yapın! Kardiyovasküler aktivitenin 3 saat / hafta kadar miktarı bile, beyindeki öğrenme, iyi bir ruh hali ve düşünmeyi geliştiren kimyasal değişiklikleri uyarır.

Yapı Taşı 4 – Zihniniz: Onu Kullanın ya da Kaybedin

Zihinsel egzersiz, beyninizi zinde ve sağlıklı tutmak için fiziksel egzersiz kadar önemlidir. Beyin fonksiyonu için çeşitlilik ve meydan okuma zorunludur: bedenlerimizin fiziksel egzersizlere yanıt verdiği gibi, beyinlerimiz zihinsel egzersizin zorluğuna yanıt vermektedir.

Zihin işleyişinizi iyileştirmek ve yeni beyin hücresi büyümesini desteklemek için beyninizi egzersiz yaparak, zihinsel gerilemeyi azaltın. Kaslar gibi, beyninizi de kullanmalısınız yoksa onu kaybedersiniz.

Yapı Taşı 5 – Sosyal Etkileşim

Aktif bir sosyal hayat yürütmeniz, Sizi hafıza kaybına karşı koruyabilir. Başkalarıyla vakit geçirmek, konuşmayı teşvik etmek, iletişimde kalmak, aileniz ve arkadaşlarınızla bağlantı kurmak, beyin sağlığınız için iyidir. Çalışmalar, toplumlardaki en sosyal etkileşime sahip olan kişilerin, en düşük bellek düşüş oranını yaşadıklarını göstermiştir.

Her zaman etkileşim içinde olmak, arkadaşlıklar kurmak için daha fazla fırsat yaratın: Ne kadar daha fazla arkadaş ve günlük etkileşimler yaşarsanız, beyninizin işlevi için o kadar iyileşir.

 

Bu makaledeki bilgiler: “The SharpBrains Guide to Brain Fitness” (2013) Alvaro Fernandez, Elkhonon Goldberg’den edinilmiştir.

İstanbul’un Fethinin 565 Yılı

[ultimate_heading main_heading=”İstanbul’un Fethinin 565 Yılı” heading_tag=”h1″ alignment=”left” main_heading_style=”font-weight:bold;”][/ultimate_heading][skyline_separator separator_margin_top=”5″ separator_color=”#eeeeee”]

لَتُـفْتَحَنَّ  الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَـلَنِعْمَ  الْأَمِيرُ  أَمِيرُهَا،  وَ لَنِعْمَ الْجَيْشُ  ذَلِكَ  الْجَيْشُ” 

“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” (s.a.v.)

KISACA FATİH SULTAN MEHMET KİMDİR?

Fatih Sultan Mehmed, 3 Mart 1432’de, Edirne’de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Humâ Hatun’dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir yapıya sahipti. Devrinin en büyük âlimlerinden çok iyi eğitim görmüştü; yedi yabancı dil bildiği söylenir. Âlim, şâir ve sanatkârları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed’in en çok değer verdigi âlimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi.

Fatih Sultan Mehmed, okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça’ya çevrilmiş olan felsefî eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritası’nı yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed, yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul’a getirtti. Nitekim astronomi bilgini Ali Kuşçu, kendi döneminde İstanbul’a geldi. Ünlü ressam Bellini’yi de İstanbul’a davet ederek kendi resmini yaptırdı.

Fatih Sultan Mehmed, 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat yirmi beş sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.

20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul’u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nu ortadan kaldırarak ‘Fatih’ unvanını aldı. Hz. Muhammed (s.a.v)’in Hadis-i Şerifinde müjdelediği İstanbul’un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. Ortaçağ’ı kapatıp, Yeniçağ’ı açan cihan hükümdarı Fatih Sultan Mehmed, nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü, Maltepe’de vefat etti ve Fatih Camii’nin yanındaki Fatih Türbesi’ne defnedildi. O’nun Roma’yı fethedeceği düşüncesiyle zehirlendiği de kaynaklarda yer almaktadır.

İstanbul'un Fethinin 565 Yılı

[ultimate_heading main_heading=”İstanbul’un Fethinin 565 Yılı” alignment=”left” main_heading_style=”font-weight:bold;”]Vizyonu[/ultimate_heading][skyline_separator separator_margin_top=”5″ separator_color=”#eeeeee”]

Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) başkenti Constantinopolis, 29 Mayıs 1453 tarihinde Osmanlı Padişahı II. Mehmed önderliğindeki Osmanlı Ordusu tarafından feth edilmiştir. Bu fetihle birlikte Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, tarihteki en önemli devletlerden biri olan Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiştir. İstanbul’un Fethi ile 21 yaşında olan yedinci Osmanlı Padişahı II. Mehmed, “Fatih” unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılır.

Erken yaşına rağmen askeri ve idari alanda büyük hamleler başaracak olgunluğa sahip askeri dehasıyla cihana hükmeden Padişah II. Mehmed, İstanbul’u almak için hazırlıklara başlar. Bunun için içeride ve dışarıda birtakım önlemler alarak stratejik hareketlerde bulunur. Bu hazırlıklardan sonra İstanbul Kuşatması başlatılır.

Osmanlı’nın kuşatmasıyla Padişah’ın özel olarak tasarladığı devasa toplar atılmaya başlanır. Top atışlarının surlarda gedik açmaya başlamasıyla açılan gedikler, Bizans tarafından gece vakitlerinde tamir etmeye çalışır. Sultan II. Mehmed, Kaptan-ı Derya Baltaoğlu Süleyman Bey’e harekete geçme emri vererek Haliç’i kaplayan zincirleri gemilerle kesilmesini ve Papa V. Nikola’nın’nın gönderdiği Ceneviz gemilerinin durdurulmasını ister. Ancak yoğun çabalar sonucu zincirin kesilmesi ve Cenevizlilerin gemilerinin de geçilmesi mümkün olamaz. Haliç’e girmeden İstanbul’un alınamayacağını öngeren Sultan II. Mehmed, atılan topların geliştirilmesi ve havada eğim alarak kavisli inişle hedefine fırlatılması gerektiğini düşünür ve buna göre planlar, çizimler yapar. Planladığı topu hemen döktüren Padişah, topu deneme atışlarında bizzat kendi ateşler ve top, beklenen başarıyı getirir. Tarihte o dönem “humbara” olarak bilinen top günümüzde “havan” adıyla Fatih Sultan Mehmet keşfi olarak silah konusunda dünya tarihine geçmiştir.

Topların başarısına rağmen yine de Haliç’e girmesi gerektiğini bilen Padişah, donanmayı zincirler yüzünden denizden giremememesinden dolayı donanmayı karadan yürütüp Haliç’e indirmek gerektiğini öngörür. Dolmabahçe’den Beyoğlu’nın sırtlarına doğru geniş bir yol açılıp yol boyunca gizlice kızaklar döşenir. Gemiler, bir gecede karadan yürütülerek denize indirilir.

Prof Dr. Feridun M. Emecen’in “Fetih ve Kıyamet” kitabına göre, Fatih’in Haliç’e indirdiği gemilerin yapım yerine dair bilgiler ise şöyledir: Osmanlı tarafından hadiseye şahit olan bir başka muasır kaynağın anlatıcısı, gemilerin demirlendiği yerden dört İtalyan mili mesafede bir ormanda 30 geminin inşa edilmiş olduğu, bunların karadan çekilerek denize indirildiği bilgisini verir. Çekilen gemilerin güzergah konusunu tartışan XVIII. yüzyıl tarihçilerinden Müneccimbaşı, önce bunların Boğazkesen Hisarı’ndan Kasımpaşa’ya uzanan bir dere yatağına döşenmiş kızaklar üzerinden kaydırıldığını belirtir, ardından da gemilerin Okmeydanı’nda yapılmış olabileceği bilgisine temas eder. Olayı karşı cepheden gören Bizans ve Latin müelliflerinin yazdıklarında müşterek olan husus ise Sütunlar mevkiinden gemilerin karaya çıkarılıp Haliç’e indirildiğidir.”

22 Nisan 1453 sabahı Bizans Haliç’teki gemilerin şaşkınlığını yaşar. Aynı zamanda askerlerin karşı tarafa geçmelerini sağlamak için Vezir Zağnos Paşa da 1000’i aşkın fıçının biraraya getirelerek köprü kurulma işlerini başlatır. Doğu Roma İmparatoru Sultann II. Mehmed’e kuşatmanın kaldırılması halinde padişahın belirleyeceği miktarda vergi vereceğini ve surlara kadar tüm toprakların Osmanlı’ya geçeceğini bildirir. Ancak Padişah, bunu Halil İnalcık’ın Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar incelemesinde geçtiği üzere şu şekilde reddeder:

“Efendinize söyleyin, direnmeyi bırakıp şehri teslim etsin. Bunu yaparsa Mora’nın hakimiyetini kendisine ihsan edeceğiz. Razı olmazsa şehre zorla gireceğiz! Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han olarak peygamber müjdesi peşindeyiz.”

Kuşatma tahmin edilenden uzun sürer ve Osmanlı askerleri de yorulur. Bu gelişmelerin ışında II. Mehmed, 29 Mayıs’ta büyük taaruz için emir verir. Taaruzla birlikte Ulubatlı Hasan’ın Bizans surlarına çıkarak Osmanlı sancağını dikmesi ile Osmanlı ordusuna moral verir ve taaruzu güçlendirir. Constantinopolis, 29 Mayıs 1453 Salı günü II. Mehmed’in önderliğindeki Osmanlı birliklerine teslim olur.

Prof Dr. Halil İnalcık’ın yorumuna göre Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u almasının en önemli sebebi, ikinci kez tahtta 1451 yılında çıktıktan sonra otoritesinin sağlanması olarak görülmektedir. Çandarlı Halil Paşa’nın da kudretli bir vezir olması dolayısıyla padişahın güçlü olması açısından fetihin ardından idam ettirilmiştir.

İstanbul’un fethi ile Doğu Roma İmparatorluğu’nun sona ermesi, Orta Çağ’ın bitişi Yeni Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edilir. 1453 Fethi ile Anadolu ve Balkanlar arasındaki Osmanlı için geçişlerde bir engel teşkil eden Doğu Roma İmparatorluğu yıkılmış, artık ticaret yollarının Osmanlı’ların eline geçmesi de Avrupalıları yeni ticaret yolları bulmaya iterek coğrafi keşifleri hızlandırmıştır.